Ramazan Ayı - Gönderen admin on Friday, November 14, 2008 6:24 - 0 Comments
İslam’da Birey
İslâm’da birey, özgür ve sorumlu varlık olarak tanımlanmıştır. İslâm her konuda olduğu gibi bireyin hak ve yükümlülükleri konusunda da her türlü aşırılıktan uzakta orta yolu tavsiye eder. Bu anlamda bireyden ne özgür iradesini kendi dışındaki varlıkların iradesine teslim ederek kendisini köleleştirmesini; ne de özgürlüğünün sınırlarını zorlayarak kulluk bilincinden uzaklaşıp kendisini tanrılaştırmasını ister. İslâm bireyi, özündeki yetenek ve potansiyelleri harekete geçirmeye ve başta kendisi olmak üzere bütün evrendeki yaratılış sırlarını keşfetmeye çağırır.
Kur’an, bu keşif yolculuğunda insana kendi yaratılışıyla birlikte bütün yaratılmışlar üzerinde düşünmesini (tefekkür, tezekkür, taakkul, tedebbür vs.) tavsiye eder. Elbette bu tavsiyelerin temel amacı, daha huzurlu ve mutlu bir hayat yolunda doğru seçimler yapma konusunda bireye kılavuzluk etmektir. Bu yolla içinde yaşadığı evrende olup bitenler üzerinde düşünen insan, sadece kendisini çevreleyen canlı ve cansız varlıklar hakkında hikmetli bilgilere ulaşmakla kalmaz, ayrıca hayatın ve yaratılışın anlamını keşfetmede vahyin eşsiz rehberliğinden faydalanarak Yüce Yaratıcının yarattıkları üzerindeki sayısız lütuf, cömertlik ve ihsanını da yakından görmüş olur. Böylece o, Yüce Allah’ın hoşnutluğunu kazanma ve iyi insan olma yolundaki gayretlerinin karşılıksız olmadığını, her daim gözlemlediği ve yaşadığı sayısız lütuflarla tecrübe etme imkânı bulur.
İslâm öncelikle bireyi bilinç düzeyinde inşa etmeyi hedefler. Bilinçli varlık olmak, her şeyden önce kendi varlığının farkında olmayı gerektirir. Bu anlamda, özgür irade ve bilinç sahibi biricik varlık olan insan, diğer bütün yaratılmışlardan farklı ve üstün niteliklerle donatılmıştır. Yaratılmışlar içinde yalnızca insanın eylemleri hayatın akışını ve diğer bütün varlıkların hayatını doğrudan etkileyebilme özelliğine/potansiyeline sahiptir. Ancak insan, yapıp ettikleriyle yaratılışta kendisine bahşedilen bu eşsiz yetileri geliştirerek “en değerli” varlık olma yolunda ilerleyebileceği gibi, yaratıcı yeteneklerini körelterek varlıkların “en değersizi” olma yolunda da ilerleyebilir. (Tin, 4-5) Sonuçta her iki tercih de, herhangi bir dışsal zorlama olmaksızın, onun özgür iradesiyle vereceği kararlara bağlı olarak gerçekleşir. Yüce Yaratıcı bu konuda insanı serbest bırakmış, ancak özgür tercihlerinin ortaya çıkaracağı sonuçlardan sorumlu tutulacağını ve hesap gününde yargılanacağını belirtmiştir. Çünkü İslâmiyet’te sorumluluk bireyseldir ve hiç kimse bir başkasının günah yükünü taşıyamaz. (Fâtır, 18)
Kişinin özgür ve sorumlu bir varlık olduğunun farkına varabilmesi, ancak kendi tekliğinin ve özgünlüğünün idrakinde olmasıyla, yani birey olma bilinciyle mümkündür. Bu anlamda birey bilinci, bireysel farkındalığın geliştirilmesiyle ulaşılabilecek bir yüksek bilinçlilik hâlini ifade eder. Çünkü bilinçli bireyler özgür iradelerini kullanarak doğru tercihlerde bulunabilirler. İşte İslâm’da ilâhî hitabın gerçek muhatapları da yüksek bilinç sahibi bu bireylerdir. Bununla birlikte İslâm, insanın sadece bireysel bilince ulaşmış olmasını yeterli görmez, aynı zamanda ondan içindeki varlıklarla birlikte bütün evrenin yaratılış ve işleyişindeki düzenliliği/kusursuzluğu görmesini de ister. (Mülk, 3-4)
İnsanın, hemcinsleri başta olmak üzere diğer canlı-cansız varlık ve nesnelerle ilişkisinde sorumluluklarının farkında bir hayat sürmesi gerekir. Onun hemcinslerine karşı sorumlulukları, toplum hâlinde yaşayan bir varlık olmasından kaynaklanır. Toplumsal hayat, bireye, kendisi ve yakın çevresinden başlayarak diğer bütün insanlara karşı sorumluluklar yükler. Çünkü insan ihtiyaç ve beklentilerini gerçekleştirebilmek için başka insanların yardımına muhtaçtır. Bu nedenle toplumsal hayatın dışında münzevî bir hayat ancak toplumsal gerçekliği olmayan hikâye ve masallara konu olur. Bu anlamda İslâm, Yaratıcı başta olmak üzere, evrene ve içindeki bütün varlıklara karşı sorumlulukları konusunda yüksek bilinç ve farkındalığa ulaşmış duyarlı, özgür bireylerden oluşan bir toplum modeli önerir. Çünkü ancak böyle bireylerden oluşan bir toplumsal ortamda insan, yaratılıştan getirdiği yeteneklerini keşfetme ve potansiyellerini geliştirebilme imkânı bulabilir.
İslâm’da bireycilik, asla bencillik değildir. Aksine o, kendi dışındaki varlıkların farkında olmayı, onlara zarar vermeden birlikte yaşamayı ve hukuklarına riayet etmeyi gerektirir. İslâm’da yalnızca insanların hukukundan söz edilmez, aynı zamanda insan dışındaki bütün varlıkların, örneğin hayvanların, çevrenin, doğanın, küçük-büyük bütün yaratılmışların haklarından söz edilir. Bireyden onlara karşı incitici davranmaması, saygılı ve merhametli olması istenir. Toplumsal ve doğal ortamdaki varlık ve nesnelere karşı yüklendiği sorumluluklar, insanı, bencilce ihtirasların kıskacından kurtulmaya, daha paylaşımcı ve özverili davranmaya çağırır. Birey bu çağrıya kulak verdiğinde, bütün yaratılmışlara Yüce Yaratıcının açtığı sonsuz lütuf ve rahmet penceresinden bakmayı öğrenme yolunda kendi potansiyellerini harekete geçirmiş olur. Böylece o, bencilliğin öz benliğine yabancılaştırıcı ve yalnızlaştırıcı etkisinden kurtularak, gerçek özgürlüğün ve özgür irade sahibi benzersiz varlık olmanın kendisine yüklediği sorumlulukların, Yaratanın hoşnutluğunu kazanma ve yaratılmışları, O’nun hoşnutluğu için sevme yolundaki gayretlerinde saklı olduğunu keşfetmiş olur.
Not: Bu yazı, Diyanet Aylık Dergi Kasım 2008 sayısında yayınlanmıştır.
Dr. İhsan Çapcıoğlu
Ankara Üniv. İlâhiyat Fak.
Popularity: 12% [?]
Çorlu Ramazan Bayramı
- Oruç Hakkında Sıkça Sorulanlar 2
- Oruç Hakkında Sıkça Sorulanlar 1
- Oruç Hakkında Sıkça Sorulanlar 3
- Ramazan ve Çocuklar
- Ramazan’daki hedeflerimiz neler olmalı?
- İftar Duası
- SADAKA-İ FITIR (FİTRE) DUYURUSU
- Oruçluya mekruh olan hususlar
- Ramazanda Nasıl Beslenmeliyiz?
- Oruca Nasıl ve Nezaman Niyet Edilir
- İslam’ın Gayesi
- İslam’da Birey
- KADİR GECESİ MESAJI
- Merhamet ve Şefkat Çağrısı
- SADAKA-İ FITIR (FİTRE) DUYURUSU
- İftar Duası
- Ramazanda Nasıl Beslenmeliyiz?
- Ramazan ve Çocuklar
- Ramazan’daki hedeflerimiz neler olmalı?
- Oruçluya mekruh olan hususlar
- Oruca Nasıl ve Nezaman Niyet Edilir
- Oruç Hakkında Sıkça Sorulanlar 2 (6)
- Oruçluya mekruh olan hususlar (4)
- Ramazan 1 Eylülde Başlıyor... (0)
- Çorlu 2008 Ramazan imsakiyesi (0)
- Hadislerle Oruç (0)
- Ramazan Ayı Faziletleri (0)
- Oruçtaki Güzellik (0)
- Oruç Hakkında Sıkça Sorulanlar 1 (0)
- Oruç Hakkında Sıkça Sorulanlar 3 (0)
- Kimler Oruç Tutmamalı? (0)
Ramazan Ayı - Nov 14, 2008 6:24 - 0 Comments
İslam’da Birey
More In Ramazan Ayı
- KADİR GECESİ MESAJI
- Merhamet ve Şefkat Çağrısı
- SADAKA-İ FITIR (FİTRE) DUYURUSU
- Ramazan’daki hedeflerimiz neler olmalı?
- Ramazan Ayı Faziletleri
Yorum Yazın